|
İslam'ın yükselişinin kendisini gösterdiği alanlardan
birisi de, son yıllarda hız kazanan 'dinler arası diyalog' çalışmalarıdır.
Her üç ilahi dinin de temel çıkış noktasının aynı olduğu ve ortak
bir noktada birleşmenin mümkün olduğu görüşünden yola çıkan bu
çalışmalar büyük ölçüde başarıya ulaşmış, özellikle Hıristiyanlar
ve Müslümanlar arasında önemli bir yakınlaşma söz konusu olmuştur.
Allah Kuran'da Müslümanların, Kitap Ehli'ni (Hıristiyanlar ve
Yahudiler) ortak bir kelimede buluşmaya davet etmelerini şöyle
bildirmiştir:
De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda
müşterek bir kelimeye gelin. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim,
O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp bir kısmımız
bir kısmımızı Rabler edinmeyelim... (Al-i İmran Suresi, 64)
Her üç ilahi din de ortak inançlara ve ahlaki değerlere
sahiptir. Allah'ın varlığına ve birliğine, meleklerine, peygamberlerine
ahiret gününe, cennet ve cehennemin varlığına iman etmek her üç
dinin de temel şartlarındandır. Bununla birlikte fedakarlık, alçakgönüllülük,
sevgi, hoşgörü, saygı, merhamet, dürüstlük, her türlü haksızlıktan
kaçınmak, adil olmak, vicdanlı davranmak gibi güzel ahlak özellikleri
de ortak değerlerdendir. Bu nedenle her üç dinin de aynı safta
yer alması, yeryüzünde dinsiz ideolojilerin eseri olan çatışmaların,
kavgaların ve acıların sona erdirilmesinde son derece önemlidir.
Dinler arası diyalog çalışmaları bu açıdan değerlendirildiğinde
daha da önem kazanmaktadır. Bu dinlerin temsilcilerini biraraya
getiren, ortak seminerler ve konferanslar aracılığı ile barış
ve kardeşlik mesajları veren bu girişimler 1990'lı yılların ortalarından
bu yana düzenli olarak devam etmektedir.
11 Eylül sonrasında ise bu girişimler daha da güçlendi.
Saldırıların ardından İslam'da terörün ve şiddetin yeri olmadığını
anlatan, İslam'ın bir barış, adalet ve hoşgörü dini olduğunu dile
getiren en önemli çevrelerden birisi de Hıristiyan din adamlarıydı.
Başta Katoliklerin ruhani lideri Papa olmak üzere, pek çok önde
gelen din adamı çeşitli demeçlerinde bu saldırılardan dolayı İslam
dininin ve tüm Müslümanların sorumlu tutulamayacağını açıkladılar.
Üstelik bu açıklamalarla da yetinmeyip, sayıları az da olsa tüm
Müslümanları bu saldırıdan sorumlu tutarak Müslümanlara zarar
vermeye kalkışan kişiler adına özür dilediler.
|

Kuran ahlakı her dinden insanın
birarada huzur ve barış içinde yaşayabileceği bir dünya
öngörmektedir.
|
Papa Hıristiyanlardan Oruç
Tutmalarını İstedi
Bu dostane yaklaşımın önemli anlarından birisi de,
Ramazan ayının son Cuma gününde, Papa'nın Hıristiyan alemini Müslümanlarla
birlikte oruç tutmaya davet etmesi idi. Konuyla ilgili Vatikan'dan
yapılan açıklama şöyleydi:
Kutsal Liderimiz, Papa II. John
Paul 14 Aralık gününü dünya barışı için oruç tutma, dua etme ve
bağış toplama günü ilan etmiştir. Oruç tutmaya imkanı olmayanlarımız
da terörizmden ve savaştan zarar görenlere fakirlere ve ihtiyaç
içinde olanlara destek olabilmek için bağışta bulunacaktır.107
Papanın bu açıklaması Hıristiyan alemi tarafından
hemen uygulamaya geçirilmiş, 14 Aralık Cuma günü önde gelen Hıristiyan
liderler, cuma namazı vaktinde camileri ziyaret etmiş ve Müslümanlarla
birlikte dua etmişlerdir. Bu kişilerden birisi de Detroit Kardinali'dir.
Detroit'in en büyük camilerinden birinde Cuma namazını takiben
bir konuşma yapan Kardinal şunları dile getirmiştir:
Katolik Kilisesi tarafından, dünyanın
dört bir tarafında dünya barışı ve terörizm ve savaştan zarar
görenlere dua etmek için Müslümanlarla birlikte oruç tutup dua
ettiğimiz ve sadaka verdiğimiz bu 14 Aralık Cuma günü sizlerle
birlikte olmaktan çok memnunum... 11 Eylül olayları bizlere bir
kez daha sadece ekonomi ve teknolojinin değil, güvensizliğin,
korkuların, şiddetin, adaletsizliği ve savaşın da globalleştiğini
hatırlattı. Papa'nın da belirttiği gibi, bu durum karşısında bizim
cevabımızın da 'global iyilik' olması gerekiyor... Bu dönem içinde
sizleri herhangi bir öfkeli, gururlu veya şiddet içeren tavırla
rahatsız ettiysek veya incittiysek, Detroit'te yaşayan tüm Katolikler
adına sizden özür diliyorum.108
Bu Cuma gününü takip eden Pazar günü yapılan kilise
ayinlerinde ise başta Müslümanlar olmak üzere, terörden ve savaştan
zarar gören herkes için dua edildi. Belki de tarihte ilk defa
pek çok kilisede ayinler Kuran'dan okunan ayetlerle başladı. Detroit
Kilisesi'nde önce şu sözlerle dua edildi:
Bugün oruç tutup dua ederek geçirdikleri
Ramazan ayını tamamlayan Müslüman kardeşlerimizle birlikte bizler
de, dünyanın farklı yerlerinde terörden ve savaştan zarar görenlere
dua edip, sadaka veriyoruz. Bu gece uzakta veya yakınımızda bulunan
herkes için dua ediyoruz.109
Daha sonra ise kilisede bulunan topluluğa İncil ayetlerinden
önce Fatiha Suresi okunmuştur. Hiç şüphesiz bu olağan dışı bir
durumdur ve çok önemli bir döneme de işaret etmektedir. İlahi
dinler arasındaki bu yakınlaşma, din ahlakının yeryüzüne yayılmaya
başlamasının önemli aşamalarından birisidir.
|
 
2001 yılının Ramazan ayının son Cuma günü, Papa II. Jean
Paul tarafından 'Barış ve Dayanışma İçin Oruç Günü' ilan
edildi.
|
|
Brüksel'de Yapılan
'Dünyada Allah'ın Barışı' Konulu Toplantı

2001 yılının son ayında Brüksel'de Avrupa
Komisyonu Başkanı Romano Prodi ve Ortodoks Patriği Bartholomeos
tarafından organize edilen toplantıya 80'den fazla din adamı
katıldı. Dünya barışı için her üç dinin ittifak etmesinin
şart olduğunun dile getirildiği toplantının kapanış bildirgesi
şu cümle ile başlamaktaydı: "Allah'ın isteği cennet barışının
yeryüzünde hakim olmasıdır". Bildirgede yer alan şu cümleler
de oldukça dikkat çekiciydi: "Biz hepimiz dinin medeniyetler
çatışmasına katkıda bulunduğu varsayımını reddediyoruz.
Tam aksine medeniyetler arası diyalogda dinlerin yapıcı
ve yol gösterici rolüne işaret ediyoruz."110
Almanya'da Din Adamlarının Ortak Açıklaması

Almanya Fatih Camisi'nde düzenlenen toplantıda, her üç dinin
mensupları 11 Eylül olaylarında hayatlarını kaybedenler
için dua ettiler. Toplantıda din ahlakının terörü lanetlediği
ve barışın ancak din ahlakının yaşanması ile tesis edilebileceği
mesajı verildi.
|
|
İslam Tarihinde
Bir Papa İlk Defa Camiyi Ziyaret Etti

2001 yılı içerisinde Papa II. Jean Paul'ün Suriye'de Umiyye
Camisi'ne yaptığı ziyaret dünya tarihinde bir ilkti. Bu
ziyaret, 1400 yıllık İslam tarihinde Papa tarafından bir
camiye yapılan ilk ziyaret oldu.
 
Papa 2001 yılında
çıktığı Ortadoğu gezisi sırasında Müslüman din adamları
tarafından kendisine hediye edilen Kuran-ı Kerim'i bir saygı
ifadesi olarak öperek kabul etmiştir.
|
|
Hıristiyan
Din Adamları İslam'a Yöneliyor
 
Fransa'nın en popüler din adamı seçilen Abbé Pierre, 11
Eylül'den sonra Kuran okumaya başladığını ve Kuran'ın mükemmel
bir kitap olduğunu söyledi. Ünlü Fransız dergisi Le Point'in
kendisi ile yaptığı röportajda İslam'la ilgili düşüncelerini
açıklayan Pierre şunları söylemekteydi:
"İslam dini imanı güçlendiren ve Allah'a bağlı olmayı sağlayan
davranışları ve amelleri muhafaza etmiştir. Ramazan ayını
takiben binlerce insanın aynı anda ve çok samimi bir şekilde
Allah'ın huzurunda secdeye gitmesi bunu göstermektedir.
Okullarımızda bizlere Haçlı seferlerinin yüceliğini ve önemini
anlattılar. Fakat daha sonraları bu seferlerin utanç verici
seferler olduğunu öğrendik. Seferler sırasında askerlerin
geçtiği güzergahlar üzerinde korkunç suçlar ve günahlar
işlendi."
Katolik din adamı
David McLaurin ise, Telegraph gazetesinde yayınlanan makalesinde,
İslam'ın Hıristiyanlığın kaybettiği saflığa ve samimiyete
sahip olduğunu, bu nedenle de çok fazla kişininİslam'a yöneldiğini
söylemektedir.
|

    
|